1855 Bafra Yangını, Büyük Felaket


1855 Bafra Yangını, Büyük Felaket

Toplumların olağan yaşam düzeyini bozacak can ve mal kayıplarına neden olan uyum sağlama kapasitesini aşarak dış yardım gereksinimi doğuran ekolojik olaylara afet denir. Afet bazen doğal yollarla bazen de doğal olmayan sebeplerle toplumların büyük oranda zarar görmelerine neden olan bir olaydır.

Afetler kendi aralarında yer kökenli, atmosfer kökenli, zararlı canlıların yaptığı biyolojik kökenli ve insan eli ile yapılanlar olmak üzere dörde ayrılır. Bunların içerisinde bilhassa yangın felaketi önemli bir yere sahiptir. İnsanoğlunun yapı malzemesi ahşabı kullanmaya başlamasından itibaren yangın hayatın bir parçası haline gelmiştir. Tarihteki büyük yangınlarda doğa olayları rol oynasa da asıl aktör insanoğlu olmuştur. Yangınlar bir evden mahalleye ve şehre kadar birçok canı malı kısa sürede yok etmişlerdir. Ne zaman nerede nerelerin yanıp yok olacağı pek belli değildir. Tedbirsizlik eşkıyalık kundaklama sonucu can ve mal kayıpları yaşanmıştır. Yangınlar sonrası insanların psikolojileri bozulsa da yaşama kaldıkları yerden devam etmişler ve hayatlarını yeniden inşa etmeye çalışmışlardır. Osmanlı Devleti döneminde ve Cumhuriyet döneminde çok sayıda yangın felaketi yaşanmış ve beraberinde ekonomik sosyal toplumsal sıkıntılar yaşanmasına sebep olmuştur. Yangın sonrası zarar görenlerin başka yerlere taşınması barınma ve iaşe ihtiyaçlarının giderilmesi ve konutların yeniden inşası maliyeye çok ciddi yükler bindirmiştir.

1853 ile 1856 arasını kapsayan yıllar, Osmanlı Devleti’nin farklı bölgelerde çeşitli felaketlerle karşı karşıya kaldığı bir dönem olarak dikkati çekmektedir. 1853'te Rus donanması Sinop’ta demirli bulunan Osmanlı donanmasının ani bir baskınla yok ederek, şehri topa tutmuş ve büyük zarara uğratmıştır. 1853’te İzmir ve İstanbul'da büyük yangınlar çıkmıştır. 1854'te Amasya yangını İstanbul-İzmir ve Samandağ depremleri birbiri ardınca gelmiştir.1855’te Bursa'da halk arasında Küçük Kıyamet olarak adlandırılan çok ciddi mal ve can kaybına sebep olan 2 Mart ve 12 Nisan tarihli iki büyük deprem yaşanmıştır.1855’te İstanbul Aksaray (Laleli), Bosna, Tarsus, Fethiye, Bafra'da yangın felaketleri yaşanmıştır.

Bu büyük felaketler arasından 1855 Bafra yangınını nasıl cereyan etti?

Canik sancağına bağlı Bafra kazasında Hicri 27 Ramazan 1271 Miladi 13 Haziran 1855 tarihinde  Salı gecesi sabah namazı ile güneşin doğmaya başladığı zaman aralığında Hacı Ahmet Paşa'nın Hanı içinde bulunan Hacı Ahmet Paşa'nın yaptırmış olduğu iki katlı ahşap camide kaza sonucu çıkmıştır. Yangın çok kısa sürede Ahmet Paşa'nın hanından Esvak Pazarına, Unkapanı'na ve Çarşı Camii'ne sıçrayarak yakmıştır. Esvak Pazarı muhtemelen  bugünkü bedestenin olduğu yerdir. Bedesten olarak anılan yapı aslında, klasik bedesten yapılarına uymamaktadır. Arada bulunan sokaklarla birbirinden ayrılmış dükkân dizilerinden oluşan yapı, mekân düzeni itibariyle arasta tanımına uygun düşmektedir. Bafra’da arasta ifadesi de yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. İnşa kitabesi bulunmayan yapının, günümüze ulaşan kapılarının mimari üslubu, geç Osmanlı devrine işaret etmektedir. Nitekim yöreyle ilgili yayınların bir kısmında yapıdan, geç Osmanlı yapısı olarak söz edilmektedir. Kapıların birinde görülen üçgen alınlık ve hepsinde görülen kemer sorgucu gibi detaylar, yapının 19. yy.da yapılmış olabileceğine işaret etmektedir. Bilinçsiz onarım ve eklemelerle dükkânların orijinalliği büyük ölçüde bozulmuştur. 1940’lı yılların sonuna kadar Bafra Bedestenin zeminin toprak olduğu ifade edilmektedir. 1855 Bafra yangınını konu alan arşiv belgelerinde bedesten ifadesinden ziyade, esvak pazarı kelimesinin kullanıldığı görülmektedir. Bu durum bize 1855’te henüz bedestenin inşa edilmediğini yerinde değişik malların satıldığı bir pazarın olduğunu göstermektedir.

Unkapanı olarak ifade edilen yer ise bugünkü yün pazarın olduğu alandır. Bu yangın sonucu 400'den fazla dükkan ve depolarında bulunan mallar yanarak telef olmuş ahali ve tüccar büyük zarara uğramıştır.

Aynı gün vakit kaybetmeden Bafra Kaza İdare Meclisi, Kaza Müdürü İzzet Mehmet Başkanlığında Kaza Naibi İbrahim Ethem,  Müftü Esseyyid Hasan Mazhar, Katip Ahmet Vehbi iki Müslüman aza ve iki gayrimüslim azayla toplanmıştır Ermeni aza meclis toplantısına katılmamış, Rum ahaliyi temsil eden Hacı Thanasi bulunmuştur. Meclis yaşanan yangın hadisesini Canik Mutasarrıflığına (sancak yöneticisi) bildirmek için mazbata (meclis üyelerinin mühürlerinin bulunduğu üst makama yazılan resmi evrak) göndermiştir.

Kaza idare meclisleri Tanzimat Döneminde taşradaki idari zafiyetleri ve usulsüzleri gidermek reformların önündeki engelleri kaldırmak bölgelerin mali,  askeri, eğitim, öğretim, sağlık ve bayındırlık ile diğer işlerde merkezi hükümetten gönderilen talimatlara göre idare edilmesini sağlayabilmek, yönetimi merkezileştirmek için kurulmuştur. Meclislere aza olarak iki Müslim ve gayrimüslim üyenin de dahil edilmesi, taşradaki birlikteliğin güçlendirmeye çalışıldığının göstergesidir. 

Hazinedar Nâmdaş Hacı Ahmet Paşa Kimdir?

Orta ve Doğu Karadeniz bölgesinde, XVIII. yüzyılın ortalarından itibaren Karadeniz kökenli ağaların hâkimiyeti artmaya başlamıştır. Özellikle Orta Karadeniz’den Kafkasya’ya kadar uzanan coğrafyada, yaklaşık yarım yüzyıldan fazla bir süre, Caniklizâdeler sülalesinden gelen kişiler hüküm sürmüşlerdir. Mahmud Tayyar Paşanın isyanından sonra ailenin bölge üzerindeki denetimi ortadan kalkınca, bu defa yine aşağı yukarı aynı coğrafi alanda Hazinedarzâdeler ailesi nüfuz kurmuştur (1807-1846). Hazinedar ailesinde sırasıyla Süleyman Paşa, Osman Paşa, Abdullah Paşa görev yapmışlardır.

Hazinedarzâde Ahmed Paşa’nın soyu hakkında farklı bilgiler vardır.  Hazinedarzâde Osman Paşa’nın desteğiyle mir-i miran unvanı almış, Tuzcuoğulları Abdulkadir ve Tahir Ağa’ların isyanında mühim hizmetler yerine getirmiştir. Trabzon Valisi Osman Paşa, Hazinedarzâde Ahmed Paşa’yı savaşa gittiğinde, genellikle Canik Sancağı muhassıl vekili veyahut Trabzon kaymakamı atamıştır. Hazinedarzâde Abdullah Paşa Trabzon Valisi olarak atandığında, 23 Ocak 1846 tarihinde önceden kaymakamlık yapan Ahmed Paşa’yı kendisi Trabzon’a gelene kadar yeniden kaymakam olarak atamıştır. 1852 ve 1856’da iki defa Lazistan Mutasarrıflığı ve Aralık 1859’da Sivas Mutasarrıflığı görevlerine atanan Paşa, 1860’da azledildi. Bundan sonra İstanbul’a gelmiş ve 1867 yılına doğru vefat etmiştir. Hazinedar Nâmdaş Ahmet Mürsel Paşa Bafra ayanları arasında yer almış ve Bafra’da yöneticilik yapmış han, camii inşa ettirmiş ve çok sayıda vakıf kurmuştur.

Bafra   Fevkani Camiʻden, Bafra Nuri İbrahim Camiʻine

Fevkani camii adıyla anılan Bafra'da tütün pazarında inşa edilen Camii Hazinedarzade ailesine mensup Mir-i  Miran Ahmet Paşa İbn-i Ali Bey tarafından M. 1 Eylül 1846 tarihinde yaptırılmıştır. Ahmet Paşa bu caminin görevli maaşlarını karşılamak ve çeşitli ihtiyaçları için Memiş Paşa Hanı yakınında bulunan toplam 25 dükkanlık bir hanı camiye vakfetmiştir.1855 Bafra yangını bu camiden çıkmış, yanarak yıkılmıştır. Yanan camii uzun süre sesiz sedasız kalmıştır. Yıkılan caminin yerinde, bugün Nuri İbrahim Camii bulunmaktadır. Bu caminin minare kaidesinde bulunan kitabeye göre, yeni cami H. 1303 / M. 1887 yılında, Evrak Katibi İbrahim Bey, zamanının büyük bir kısmını ayırarak  camii yaptırmıştır. Bugün bu camii yaptıran kişinin adıyla anılmaktadır. Kitabeden, İbrahim Bey’in yaptırdığı caminin, Hazinedârzâde Nâmdaş Ahmed Mürsel Paşa tarafından daha evvel yaptırılıp, bilahare yanan eski bir caminin yerine yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca büyük bir ihtimalle İbrahim Bey Ahmet Paşa’nın oğlu veya çok yakın akrabasıdır. Bu bilgiler bize 1855 Bafra yangınını bir kez daha kanıtlamaktadır. 1887 yılında inşa edilen caminin banisi olan İbrahim Bey’in  Şur’a kâtipliği yaptığı, caminin eski minaresinin ahşap olduğu bilinmektedir.

Bafra yangını ile ilgili Bafra Kaza meclisinin Canik Mutasarrıflığına gönderdiği mazbata Canik Mutasarrıfı Hasan Ramiz Bey tarafından H.13.Şevval 1271 M.29 Haziran 1855’te Sadaret makamına şukka (küçük tezkere) olarak yazılmıştır. Bafra kaza idare Meclisi yaşanan yangın felaketinin aynı gün Canik mutasarrıflığına bildirmesine rağmen Canik mutasarrıfı bu olayı geç bir şekilde 16 gün sonra Sadarete (Osmanlı Devleti’nde sadrâzamlık makâmı) bildirmiştir. 

Sadaret makamı ise, H.24 Şevval 1271, M.7 Temmuz 1855 tarihinde Canik sancağı mutasarrıfının gönderdiği mazbata ve şukkayı ve Bafra'da yaşanan yangın felaketi hakkındaki bilgilerle, Padişahın uygun göreceği emirler doğrultusunda yangınzedelerin mümkün olan imkanlar ölçüsünde sıkıntılarının giderilmesi hususunda çözüm olarak Canik mutasarrıfına ne cevap verilmesine dair arz tezkiresini dönemin sadrazamı padişaha sunmuştur.

Dönemin Padişahı Abdülmecit H.25 Şevval 1271 M. 8 Temmuz 1885’te bir gün sonra hiç bekletmeden ciddi devlet adamına yakışır şekilde cevap yazmıştır. Padişah, yangınzedelerin imkan dahilinde sıkıntılarının giderilmesine gayret gösterilmesi emrini vermiştir. Bu irade-i seniyye tekrar Canik Mutasarrıflığına gönderilmiştir. Canik Mutasarrıfı Hasan Ramiz Bey H.19 Zilkade 1271, M.3 Ağustos 1855’te İrade-i Seniyyeye cevap olarak Sadaret makamına  şu bilgileri bildirmiştir.

Bafra kazasında meydana gelen yangın sonrası yangınzedelerin bir an önce refahlarını sağlayabilmek için imkan dahilinde zaruretlerinin giderilmeye başlandığını  fakat yangınzedelerin çogunun zengin oldukları için ihtiyaç sahibi olmadıkları, ihtiyaç sahiplerinin tespit edilerek yardımların yapıldığı ve yapılmaya devam edileceği bilgisini vermiştir. 1855 Bafra yangını ile ilgili evraklar H.28 Zilkade 1271, M.12 Ağustos 1855’te Meclis-i Vâlâ’ya da gönderilmiştir.

Değişik dönemlerde çıkan yangınların çok hızlı bir şekilde büyümesinin önüne geçmek can ve mal kayıplarını azaltmak için modernleşme sürecinde taşra yerleşimlerinde birçok yeniliğe imza atılmıştır. Tanzimat'tan sonra hükümet taşra idarelerine itfaiye hizmetleri götürmüştür. 1863'te Canik bölgesini teftiş için görevlendirilen Ali Rıza Efendi Samsun'da tulumbacılar teşkilatı oluşturmuş, başta yangın tulumbası olmak üzere yangınla ilgili, mücadele için malzemelerin temini sağlamıştır. 150 kuruş maaş ile Mustafa Ağa’yı Tulumbacıbaşılığa getirmiştir. 20 Mart 1864’te Bafra kazasında da masrafları ahali tarafından karşılanmak üzere yangın malzemeleri satın alınmış, ayrıca İstanbul'dan yangın tulumbası talep edilmiştir.

"Bafra yangınıyla ilgili yazışmalarda net bir şekilde nakdi olarak yardım miktarları belirtilmemiştir. Bunun en önemli sebebi 1853- 1856 yılları arasındaki değişik yerlerde cereyan eden deprem yangın savaş gibi olayların Osmanlı maliyesini çok zorlamış olmasındandır. Bafra yangını diğer yerlerdeki olaylara göre daha önemsiz kalmıştır. Bütün bunlara rağmen Osmanlı Devleti ayrım yapmaksızın herkese yardım elini uzatmaya çalışmış ve tüm olumsuzluklara rağmen mağduriyetlerini gidermeye çalışmıştır.

Sevgi ve Selamlar

Emin GÜNAYDIN / Tarihçi-Sosyolog

KAYNAKÇA

1-AKDUR, Recep, Türkiye Sorunlarına Çözüm Konferansı-3, 21.Yüzyılda Türkiye 25-27 Ocak 2000, Ankara Üniversitesi Basımevi 2000.

2-ERLER, Mehmet Yavuz, XIX. Yüzyıldaki Bazı Doğal Afetler ve Osmanlı Yönetimi.’’Türkler’’,C.13 (2000):1384-1400

3-KUZUCU, Kemalettin, “İtfaiye”, DİA, C.23, İstanbul 1995

4-KAYA, Hanefi, Türkiye'de Yangınlar (1923-1960), Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi,2/1,Haziran 2018

5-SERBESTOĞLU, İbrahim, Tanzimat, Teftiş ve Canik Sancağında Modernleşme, Gece Akademi Yayınları, Ankara 2019.

6-BEŞİRLİ, Mehmet,14 Mayıs 1914 Tokat Mahkeme Çarşısı Yangını, Üç Aylık Kültür Araştırma Dergisi,9/16, Ekim 2001

7-OKUDAN, Muhammet, Osmanlı Dönemi Samsun Vakıfları, Samsun büyükşehir Yayınları, Samsun 2017

8-KARAGÖZ, Rıza, Osmanlıdan Cumhuriyete Hazinedarzadeler, Geçmişten Günümüze Samsun/Canik ve Değerleri II., Samsun 2015

9-YILMAZ, Özgür, Tanzimat Döneminde Osmanlı Taşra İdare Meclisleri (1840-1871), History Studies,6/6, December 2014

10-BAYRAKTAR, Sami, Samsun ve İlçelerinde Türk Mimari Eserler, (Yayınlanmamış Doktora Tezi-Atatürk Üniversitesi), Erzurum 2005

11-BAY, Abdullah, Trabzon Eyaletinde Mütegallibe Hareketleri ve Âyanlık (1750 -1850) ,(Yayınlanmamış Doktora Tezi-Atatürk Üniversitesi),Erzurum 2004

12-VADALA, R., Doğu Ülkeleri ve Şehirleri II Samsun Geçmiş- Bugün -Gelecek, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Yayınları, Samsun 2016

13-TURAL, Erkan, “Yangın Olur Biz Yangına Gidemeyiz …!!! Türkiye, Hollanda, İngiltere ve Amerika’da Modern İtfaiye Teşkilatının Kuruluşu ve Harik (Yangın) Nizamnameleri”, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, 13(1), İstanbul 2004

14-GÜNAYDIN, Emin, Fotoğraf Arşivi

15-BEŞİRLİ, Mehmet, “XIX.Yüzyılın Başlarında Karadeniz Bölgesi ve Âyan -Devlet Perspektifinden Trabzon Valisi Hazinedarzade Süleyman Paşa”, Trabzon ve Çevresi Uluslararası Tarih -Dil-Edebiyat Sempozyumu 3-5 Mayıs 2001

16-KUZUCU, Kemalettin  “Szechenyi Paşa ve Osmanlı İtfaiyesinin Modernleştirilmesi

(1874-1922)”, Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, (14) 2006, s. 31-52.

17-ZACHARİADOU, Elizabeth Osmanlı İmparatorluğunda Doğal Afetler, Türk Vakfı Yurt Yayınları, 2001