İslam Dediğimiz Şey Bir Sistem Bütündür
Ege Üniversitesi (EÜ) Birgivi İslami Bilimler Fakültesi tarafından “Din ve Değer Olarak İslam” konulu konferans düzenlendi. EÜ Fen Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleşen konferansta konuşmacı olarak Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal yer aldı.
Etkinliğe; Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, EÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Ersan, Prof. Dr. Banu Yücel, Prof. Dr. İlkin Şengün, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
“Allah, insanı özel bir varlık olarak tanımlıyor”
Din, İslam ve değer kavramlarından bahseden Prof. Dr. Yavuz Ünal, “Din nedir sorusuna pek çok farklı cevap verilebilse de benim en doğru bulduğum tanım, din kişinin kendi iradesiyle dünyada ve ahirette onun ferahını, huzurunu ve kurtuluşunu sağlayan sistemdir. Burada kişinin kendi iradesi devreye girer ve bu iradenin aslında Kuran-ı Kerim’de net bir şekilde yansıdığını gözlemleyebiliriz. Dinde bir zorlama yoktur ve siz bu dini kabul etmek zorunda değilsiniz. İradenizi kullanıp bu dini kabul ettikten sonra ise bir süreç başlar ve gerekli sorumluluklarınız vardır. Değer dediğimiz kavram ise kendisine anlam yüklediğiniz, sizin için anlamlı olan, eksikliğini hissettiğiniz, ona sahip olmadığınızda içinizde oluşan boşluk hissidir diyebiliriz. Din olarak bir değer olarak İslam nedir diye baktığımızda ise ilk önce aidiyet kavramı ortaya çıkıyor. Birinin Müslüman olarak tanımlanabilmesi için bir çerçeve ya da bir değerler ve inanç skalasına sahip olması gerekiyor. Bunların bütününe inanç esasları diyebiliriz. Fakat inanç esaslarının sadece bir bilgi olarak düşünmemek gerekiyor. İslam dediğimiz şey bir sistem bütündür. Bütün inanç sistemlerinin kendisine özgü kimliği ve kendisini tanımlama biçimi vardır. İslam açısından baktığımızda ise Allah bizi ve bütün mahlûkatı yaratıyor ve kâinatın içerisinde insanı özel bir yere koyuyor. İnsanı o kadar özel bir varlık olarak tanımlıyor ki benim halifemdir diyor. Bu sistem içerisinde ise bizden istediği bir şey var. Ben seni yarattım, seni yaratma nedenim ise bana kulluk etmen. Bunu yapıp yapmadığını görmek için ise kulluk olarak tanımlanan birtakım şeyleri yapıp yapmadığını değerlendireceğim diyor. İşte bütün sistem bunun üzerine kuruludur. Yarattığı insana imkânlar veriyor ve verdiği fırsatlar aslında imkânın bir biçimi. Hayatta karşılaştığımız sağlık, hastalık, fakirlik, zenginlik, iktidar ve bütün bunlarda aslında bu sistemin bir parçası. Bu sistem içerisinde hepsinin bir anlamı var.” diye konuştu.
“İnanç sistemi içerisinde 3 tane temel parametre var”
Prof. Dr. Ünal, “İslam hayatın tamamını kuşatan bir olgudur. Yükümlülük çağına geldiğimiz andan itibaren yerine getirmemiz gereken yükümlülüklerimiz vardır. Burada temel olan şey kabul veya ret etmektir. Burada sizi kabul etmek için zorlayacak herhangi bir mekanizma da yok. İnsanlık tarihinde zaten böyle bir örnek de yok. Fakat burada sizi zorlayan, aslında iç duygularınız, içgüdülerinizdir. İnanç sistemi içerisinde 3 tane temel parametre vardır. Birincisi Allah inancı, ikincisi peygamber inancı ve üçüncüsü ise ahiret inancıdır. Eğer siz inanç sistemine kabul ediyorsanız, İslam’ın inanç sistemini kendi inanç sistemimiz olarak kabul edip kendinizi Müslüman olarak tanımlıyorsanız, bu 3 parametreye uymanız gerekmektedir. İslam’ın şartlarına uymakta Müslümanlığın temelinde yer almaktadır. Bu şartlar yerine getirildiğinde sonuç olarak bir ahlak profili ortaya çıkıyor. Mesela zekât vermeyi ele aldığımızda, sahip olduğumuz malın, mülkün yüzde 2,5’lik kısmını ihtiyacı olana vereceksin, ihtiyacı olan birisiyle paylaşacaksın. Aslında yüzde 2,5 oransal olarak düşündüğünüzde bizim Rabbimizle olan ilişkimizi ve bu ilişkimizi güçlendirmeyi ifade ediyor. Bu şartların hepsinin bir anlamı ve bir değeri vardır. Hâkim olan duyguların hâkimiyetinden kurtularak insani değerleri okumak, kendi dışımızdaki mesela yolda kalanın, aç olanın, imkânı olmayanın yani sadece kendisini düşünen, kendisi için yaşayan, kendisi için isteyen değil de kendi dışındaki dünyayı da hesaba katan bir bireye dönüştürüyor bizi. Bu sadece hayatın güzelleşmesi, toplumsal refahın denkleşmesi değil bunun çok daha ötesinde bir şey. Sonuç olarak eğer biz ne kadar kendi dışımızdaki dünyayla ilgiliysek ne kadar kendi dışımızdaki dünyadaki olumsuzluklara duyarlıysak insani değerlerimizde o kadar güçlü demektir. Kâinatın kusursuz bir düzeni var, bir mucizevi yaratılış var ve siz bunu okuduğunuzda bunun kendi kendine olamayacağını, bunun çok güçlü bir varlık tarafından yaratılmış olacağını düşünmemekte elde değildir.” diye konuştu.
Prof. Dr. Ünal, “Din ve Değer Olarak İslam” konulu sunumunun ardından katılımcıların sorularını yanıtladı. Konferans sonunda Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, Prof. Dr. Yavuz Ünal’a günün anısını hazırlanan hediyeyi takdim etti.
Yayın Tarihi: 25/05/2024 - 14:22









