Yıldızlardan Beş Yıldız


Yıldızlardan Beş Yıldız

"Ashâbım, gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız hidâyete erersiniz.", “Ümmetimin âlimleri, yeryüzünün yıldızlarıdır.”, “Âlimler, peygamberlerin vârisleridir.”, “Ümmetimin âlimlerine hürmet ediniz. Onlar, yeryüzünün yıldızlarıdır.”   Hz. Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)

“Hidâyet Güneşi”nden, ışık alır  "Yıldızlar";

Gece-gündüz çevreyi, aydınlatır "Yıldızlar",

Ehl-i sünnet yolunu, satır-satır "Yıldızlar";

Anlatır ömür boyu, yaşar durur "Yıldızlar";

Adam olmayan nefse, hançer vurur "Yıldızlar"...

 

Hidâyet Güneşi”nden, emir alır  "Yıldızlar";

Yürü deyince yürür, kal'da kalır "Yıldızlar";

Ümmet yaşasın diye, yok'da ölür "Yıldızlar";

Ölümle tasarrufu, artar olur "Yıldızlar";

Kerâmeti keremle, tartar olur "Yıldızlar"...

 

Hidâyet Güneşi”nden, kuvvet alır  "Yıldızlar";

Namâzın secdesinde, rü'yet bulur "Yıldızlar";

İtikâfa girince, âh'ret olur "Yıldızlar";

Aydan ayı alır da, kamer olur "Yıldızlar";

Dünyâ köprü üstünde, kemer olur "Yıldızlar"...

 

Öylesi "Yıldızlar" ki, ülke tapusu onlar;

Hepsi Cennet yoludur, Cennet kapısı onlar;

Firdevs köşklerinin hem, temel yapısı onlar;

Bal akan ırmaklara, pınar olur "Yıldızlar";

Cennet ebed müddette, çınar olur "Yıldızlar"...

                        --- 2 ---

 “Samsun” ufuklarında, parıldayan “Beş Yıldız”:

“Şehy Bek” ve “Îsa Baba”, doğmamış elbet yalnız;

Bir yanda “Şeyh Zeynüddîn”, kardeş “Seyyid Kutbiddîn”;

Bir de “Kılıçdede” ki, şehrin tapusu onlar;

Ehl-i Sünnet” yolunda, ehl’in kapısı onlar…

 

Öyle bir evliyâ ki, yüzler ayna Resûl'e;

Nazarlar aynı nazar, gözler ayna Resûl'e;

Kelâmda hep aynı tad, sözler ayna Resûl'e;

KAYIKÇI der âcizim, anlatmaktan âcizim;

Kelimeler çâresiz, Türkçemiz yetmez bizim... 

 

Kuvvet buldu onlarla, yayıldı son hızla din;

Selçuklu kök salarken, ehl-i salip yurdunda;

Câmi-mescîd bıraktı medreseler ardında… 

Tekkeköy”de, “Engiz”de; “Samsun”da üç noktada;

Kâh elde kılıç oldu, kâh mürekkep hokkada…

 

Öyle bir evliyâ ki, yüzler ayna Resûl'e;

Nazarlar aynı nazar, gözler ayna Resûl'e;

Kelâmda hep aynı tad, sözler ayna Resûl'e;

KAYIKÇI der âcizim, anlatmaktan âcizim;

Kelimeler çâresiz, Türkçemiz yetmez bizim... 

 

Birkaç yıkık kiliseden, “Pontus”a yol arayan;

Nice hainler var ki, kel başta saç tarayan;

“Grek masalları”na, “gerçek târih”tir diyen;

“Kibeleci kâfir”e, toprağımda “yurt” bulan;

“Evliyâ”yı inkârla, kılıcından kurtulan(!)…

 

Yurdumda gezinirken, bir de ekmeğim yiyen;

“Bire gâfil iyi bak, kutup yıldızı bunlar;

Yıldızlar dünyâsı’ndan, evrene duyursunlar!..”

“Beş evliyâm, beş senet; beş tapudur Samsun’a!..”

KAYIKÇIAli hainin, kezzap dök kuyusuna!..