Yerli Malı Kullanımına Destek


Yerli Malı Kullanımına Destek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ın Millileşme ve Yerli Malı Kullanımına yönelik çağrısı ne zaman anlaşılır ve dönüşüm başlar bilinmez ama Ordu’da Ordu Müteahhitler Birliği Derneği Başkanı Kadem BACAKSIZ dönüşümün bir an önce başlamasının zorunluluğuna dikkat çekti.

Tüm kullanım oranları dikkate alındığında yerli malı kullanımının %30’larda kaldığını ve bunun da vahim bir sonuç olduğunu belirten BACAKSIZ her alanda acilen yerli tüketime dönüşün gerçekleşmesi gerektiğini söyledi.

İşte Ordu’da Ordu Müteahhitler Birliği Derneği Başkanı Kadem BACAKSIZ’ın yerli malı kullanımına dönüş çağrısı:            

“Aralık 2016 başında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, “Yastığının altında döviz olanlar gitsin parasını altına dönüştürsün, TL’ye dönüştürsün.” şeklinde döviz bozdurma ve TL’ye geçme çağrısı yaptı. Çağrı kısa sürede kamu kurumlarının, iş dünyasının ve vatandaşların da desteklediği bir kampanyaya dönüştü. Bu çalışmalar bir nebze de olsa karşılık buldu.

Fakat tekrar yeni yıl ile beraber döviz TL karşısında tarihi zirvelere ulaşmaya başladı ve bu yükselişin amacı ve arkasında kimlerin olduğu bilinmektedir. Bu gidişe dur diyecek hamleleri gerek devletimiz gerek ise bizlerin yani özel sektör temsilcilerinin ve vatandaşlarımızın acilen atılması, milli birlik ve beraberlik ruhunun çok güçlü olarak gösterilmesi gerekmektedir.

Ülkemizde her yıl 12-18 Aralık haftası Yerli Malı Haftası olarak kutlanmaktadır. Bu haftanın temel özelliği ülke dışına döviz çıkışını önlemek; yerli malı üretim ve tüketimini ve ekonomik büyümenin can damarı olan tasarrufları teşvik etmektir. Bu çok önemli konu ülkemizde sıradan bir kutlama olarak geçiştirilmektedir. Hatta çoğu zaman hatırlanmamaktadır. Bunun bir hafta olarak geçiştirilmesi yerine; tüm yıl boyunca yerli malı kullanımının teşvik edilmeli, tüm sektörlerde ve özellikle kamuda desteklenmelidir.TL’ye geçme konusunun daha geniş anlamda ele alınması gerekir. Örneğin TL’ye geçme sorununu sadece dolar veya dövize karşı bir TL talebi olarak görmek yerine, üretim ve tüketimde yerli malı kullanılmasına yönelik daha kapsamlı bir süreç olarak ortaya koymak gerekir. Çünkü; döviz talebinin arkasında yatan gerçek talep yabancı mal ve sermaye talebidir. Belli düzeylerde tüketimi ithal mallarla ve yatırımların bir kısmını yabancı tasarruflarla karşılıyoruz. Biraz daha ayrıntılı kalemlere inerek devam edelim. Yabancı parayı niçin talep ediyoruz veya nerelerde kullanıyoruz?

*Bir kere her yıl yabancı mallara, yani ithalata 200 ile 230 milyar dolarlık harcama yapıyoruz. Bu harcamalarda Her yıl 30-40 milyar dolar civarındaki bir cari açık oluşuyor.

* Bunlar haricinde; yurtiçinde gündelik alışverişlerde kullanmak (kira ödemesi vb.), gelecekteki döviz ödemelerine hazırlıklı olmak, birikimi döviz üzerinden yapmak ve belli ölçülerde finansal getiri elde etmek amaçlarıyla döviz bulunduruyoruz. Yabancılar da ticari veya finansal getiri elde etmek amacıyla döviz giriş ve çıkışlarının aktörleri arasında yer alıyorlar.

Döviz yerine yerli parayı kullanmak için bütün bu kalemleri gözden geçirmek ve TL’ye geçme imkânlarını araştırmak gerekir. Örneğin ithalatı ele alalım. Yabancı mallara yönelik ithalat talebi döviz talebi demektir. İthalat talebindeki artış bir yandan mevcut dış açıkların (ticaret açığı ve cari açığın) büyümesine bir yandan da döviz talebi artışı nedeniyle kurların yükselmesine neden olmaktadır. Bunun da rezervleri zorlamamın yanı sıra ekonomiye maliyetleri olmaktadır.

Bu durumlarda her ülke tarihte olduğu gibi günümüzde de çeşitli önlemler almaya çalışmaktadır. İlk etapta tüketimini karşılayabilmek için yabancı malları sınırlandırma ve kendi milli imkânlarını ilk elden değerlendirme yoluna gitmektedirler.

Bunun için yabancı malların ithalatını yasaklamak, kota koymak veya yüksek gümrük vergileriyle sınırlandırmak gibi yollara başvurmak ilk akla gelen uygulamalar olmuştur. Ancak geçmişte bolca uygulanan bu politikalar, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ilkeleri ile bağdaşmayacağı için bugün için adeta imkânsızdır.

Bunun yerine yapılması gereken şey vatandaşların tüketimini kendi rızaları ile yerli mallara yönlendirmek olmalıdır. Gerekli bilgilendirmeyi sağlayarak yapılan böyle bir yönlendirme DTÖ ilkelerine de aykırı değildir. Çünkü kullanılan politika aracı kota, tarife veya benzeri araçlar değil, vatandaşları bilgilendirmek ve bilinçlendirmektir. Uluslararası ticaret açısından meşru ve ulusal ekonomi açısından da faydalı bir yoldur.

Tüketimin yerli mallara doğru kaydırılması yerli üretimin canlandırılmasına, işsizliğin azaltılmasına, dış açıkların azaltılmasına, dış borcun azalmasına ve vergilerin ülkeye kalmasına katkı sağlar. Yerli malı kullanımı genel ekonomiye fayda sağladığı gibi tüketicilere de fayda sağlar. Örneğin gıda, elbise ve ayakkabı gibi malların dünyanın her hangi bir ucunda hangi koşullarda hazırlandığı çok fazla bilinemeyebilir.  Bu yüzden yerli mallarının kullanılması daha sağlıklı bir tüketim imkânı sunabilir.

Tabii ki bu durum tüketicilerin korunması kanunu çerçevesinde üretim hatalarının ve ihmallerin takip edilmesi gereğini ortadan kaldırmaz. Hatta bu takip yerli malların sürekli geliştirilmesine ve iyileştirilesine de katkı sağlar. Gerçi bu durum yerli ve yabancı tüm mallar için geçerlidir.

Ayrıca yerli malı tercihi sadece hane halkı tüketimleri ile sınırlı düşünülmemelidir. Özel sektör firmaları ve kamuya ait kurum ve kuruluşların makine, teçhizat ve hammadde alımları veya cari harcamaları için de düşünülmelidir.

Zaten hemen her ülkede kamu satın alımlarında yerli mal ve hizmetlerin tercih edilmesi konusunda yasalar ve yönetmelikler bulunmaktadır. DTÖ’nün sınırlarını aşacak uygulamalara girmeden, yerli malı tercihleri yapılabilmektedir. Bu tercihler yapılamazsa diğer ülkeler karşısında dezavantajlı duruma bile düşülebilir.

Bizim ülkemizde de yerli malı kullanımına yönelik kamuda ve özel sektörde teşvikler vardır. Ülkemizin bu son dönemlerde geçtiği süreci de göz önüne alarak artık daha hızlı adımlar atmaya başlamamız gerekiyor.

Buradan OMDER Müteahhitler Birliği Derneği olarak tüm inşaat sektörünün temsilcilerine seslenmek istiyorum. İnşatlarımızda yerli üretimleri tercih etmeye başlayalım ve bu çalışmayı yaparken bulunduğumuz ilden ülke geneline doğru hareket etmek kaydı ile yapalım.

Kampanyaya tüm sektör firmalarını, müteahhitleri ve sivil toplum örgütlerini destek olmaya davet ediyoruz. Kampanyanın hedef kitlesi herkes ve amacı da “Yerli Malı Tüketerek, Üretim Yapmalıyız” hususunda tüm sektör firmalarını ve sivil toplum örgütlerini birlikte hareket etmeye davet etmektir. Bunun için de yerli malı üretim ve tüketimi konusunda halkımızın desteğine ihtiyaç var. Artık yabancı ürün hayranlığına son verilmeli ve okullarda yerli malı konusunda çocuklarımız eğitilmeli. Her şeyin en güzeli ve sağlıklısı ülkemizde en iyi şekilde üretilmektedir. İnşaatlarımızın tüm unsurlarında; imalatından, dekorasyonuna yüzde 100 yerli üretim kullanılmasını istiyoruz. Asansör, yürüyen merdiven, mermer, doğal taş, plastik doğrama, seramik, laminanttan; perdeye, koltuğa, beyaz eşyaya ve su içtiğimiz bardağa kadar; kısacası bir evin ev olabilmesi için gereken her türlü sanayinin en kalitelileri ülkemizde üretilmektedir ve tüketilmelidir.

Yine en büyük çağrımız kamu kurumlarına ve diğer tüm özel sektör temsilcilerinedir. Bu milli hareketi yani yerli malı kullanılmasını kamu kurumlarındaki tüm alımlarda hayata geçirmeliyiz ve bunun o ildeki kurumların amirleri tarafından kayıtsız şartsız olarak mevzuat vs açısından bir engel yok ise desteklenmesi ve talimat haline getirilmesi hayati önem taşımaktadır. Yine özl sektör alımlarında da bu yol izlenmelidir.

Ekonomik raporlarda tüm ülke genelindeki kamu alımlarının % 20-30’luk kısmının yerli alımları oluşturduğu bilgileri verilmektedir. Bu istatistik üzücü bir durumdur.

Valiliğimiz önderliğinde tüm kurumları bu konuda bir çalışma yapmaya davet ediyoruz.

Millileşme projesini bilim, sanayi, teknoloji, eğitim vs gibi her alanda gündeme almalı ve ivedilikle projelere başlamalıyız. Bu projelerin desteklenmesi ve bu alanda gelişme kaydedilmesi ile güçlü bir ekonomiye sahip Türkiye’nin doğuşu sağlanacaktır. Ekonomik olarak güçlü bir durumda olan ülkelerde bugün bizim yaşadığımız iç ve dış saldırılar da olamayacaktır.

Hep birlikte daha güçlü bir Türkiye için üretmeye ekonomiye destek vermeye devam.

Bizim Sayın Cumhurbaşkanımızın seferberlik ilanından anladıklarımız da bunlardan ibarettir.”