Boyun Ağrılarında Dejeneratif Hastalıklara Dikkat


Boyun Ağrılarında Dejeneratif Hastalıklara Dikkat

Büyük Anadolu Hastaneleri Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Eyüp Genç, yaşla birlikte servikal omurgada oluşan dejeneratif hastalıklara dikkat çekti.

Boyun omurları çok hareketli bir yapıya sahip olduğu için boyun ağrısı sık karşılaşılan bir yakınmadır. Erişkin yaş grubunda insanların yarısı yaşamlarında en az bir kez boyun ağrısı atağı geçirirler diyen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Eyüp Genç, "Boyundaki kaslar, omurlar, faset eklem kapsülleri, intervertebral diskler, ağrı kaynağı olabilmektedir. Boyun ağrısının ayrıcı tanısında boyun fıtığı, servikal dejeneratif hastalıklar, enfeksiyon hastalıkları, romatizmal hastalıklar ve omurga ve omurilik tümörleri düşünülmelidir. Bu anlamda servikal dejeneratif hastalık veya servikal spondilozis terimi, kabaca yaşla birlikte servikal omurgada oluşan değişiklikleri ifade etmektedir. Spondilozis, vertebra korpusunda dejeneratif spur formasyonları ile birlikte görülen disk ve bağlardaki patolojik değişiklikleri içine alan omurgadaki yaşlanmaya bağlı değişikliklerdir. Servikal omurgada dejeneratif değişiklikler; yaşlanmanın yanı sıra travma, genetik faktörler ve çevresel faktörlerden de etkilenir. Servikal omurgadaki yaşa bağlı dejeneratif değişikliklerin çoğu 50'li yaşlardan sonra oluşur; sıklıkla C5-C6 disk mesafesinde görülür ve çoğunluğu asemptomatik seyreder.  Servikal dejenerasyonla ilişkili semptomlar genel popülasyonun %5 kadarında herhangi bir zamanda görülmekte ve aksiyel boyun ağrısından, servikal radikülopati ve spondilotik miyelopatiye uzanan geniş bir spektrumda yer almaktadır.

Aksiyel boyun ağrısı ve servikal spondilotik radikülopatinin  tedavisi

Aksiyel boyun ağrısı ve servikal spondilotik radikülopatinin başlangıç tedavisi; kısa süreli istirahat, ağrı kesici ve ödem giderici ilaçların kullanılması, fizik tedavi ve hasta eğitimini içerir. Çoğu olguda semptomlar, konservatif tedavi sonrasında kısa sürede gerilemektedir. Konservatif tedaviye yanıt vermeyen hastalarda Cerrahi tedavi yöntemleri uygulanabilmektedir. Zamanında uygulanmış Cerrahi tedavi yöntemleri ile birlikte hastanın kliniğinde düzelme, omurgadaki dejenerasyon sürecinde yavaşlama ile birlikte hasta hastanın günlük hayata katılımı da artmaktadır. Zamanında tedavi edilmeyen hastalarda, omurga dejenerasyonunda ilerleme, bununla birlikte hastanın şikayetlerinde artma, ilerleyen fonksiyon kayıpları meydana gelebilir. Bu nedenle Cerrahi tedavi endikasyonu oluşan hastalarda cerrahi tedavi öncelikli olarak düşünülmelidir' diyerek sözlerine son verdi.