81 Düzce’den Hemen Sonra 82 Kerkük, 83 Musul


81 Düzce’den Hemen Sonra 82 Kerkük, 83 Musul

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli Meclis Grup Toplantısında yaptığı konuşmasında; "Irak’ın toprak bütünlüğü bozulur, bölgesel statü alt üst olursa 1926 Ankara Antlaşması başta olmak üzere, uluslararası antlaşmalardan doğan haklarımızı sonuna kadar kullanmalıyız. O zaman geldiğinde, şartlar oluştuğunda, tarih coğrafyaya dar geldiğinde Misak-ı Milli uyanacak; 81 Düzce’den hemen sonra 82 Kerkük, 83 Musul deme hakkının önünde hiçbir güç duramayacaktır" dedi.

Bahçeli'nin konuşmasından satır başları;

Türkiye Cumhuriyeti’nin her ihtimale hazırlıklı olması tarihi önemdedir.

Kandil ve Erbil’de bir gece ansızın görünmek, bir gece ansızın gelmek, bir şafak vakti melanetin tepesine binmek Türk milleti için mesele değildir, Türkiye Cumhuriyeti için hiç zor olmayacaktır.

Yeri gelmişken bir hususu önemle belirtmeyi faydalı görüyorum. Milliyetçi Hareket Partisi Irak’ta yaşayan değişik halkların farkındadır. Kökeni, mezhebi, aidiyeti ne olursa olsun her insana hürmet duyuyoruz.

Irak, Irak’ta yaşayan herkesin ortak vatanı, ortak ülkesidir.

Bizi Kürt düşmanı göstermek için özel yetiştirilmiş ajanlar yine faaliyettedir. Bizim Türkmenlerin dışındaki halkları dışladığımız, yok saydığımız iddiasını diline dolayanların da sürüsüne berekettir.

Yalan ve fitne yine kol gezmektedir.

Yalnızca Kerkük, yalnızca Musul değil; Erbil’de bir Türkmen şehridir, orada yaşayan çok sayıda soydaşımız vardır. Ancak hiçbir şekilde bu gerçek Kürt kökenli kardeşlerimizi, Arap kökenli kardeşlerimizi, Irak’ın diğer asli ve eşit haklara sahip insanlarını ihmal ettiğimiz, tanımadığımız, kucaklamadığımız anlamına gelmeyecektir.

Kürt kökenli kardeşlerimiz bizim için çok değerlidir.

Irak’ın bütünlüğü içinde onların ve tüm toplumsal kesimlerin huzur, barış ve güven içinde yaşaması, varlıklarının devamı temennimiz, amacımızdır. Barzani en başta Kürt kökenli insanlarımıza haksızlık ve saygısızlık yaparak dipsiz tartışmaların içine çekmiştir.

Bu itibarla Kürt kökenli kardeşlerimiz Barzani’nin tertiplerine, art niyetli tutumuna, huzursuzluğu teşvik etmesine karşı tepkilerini yükseltmelidir. 25 Eylül referandumunun hiç kimseye, Irak’ta yaşayan hiçbir gruba fayda sağlamayacağı görülmelidir.

Peşmerge yabancı güçlerin, bölgede şer emelleri olan İsrail’in dümen suyundadır. Barzani’nin ipi başkalarının elinde, iradesi mefluçtur.

Kürt kökenli kardeşlerim oyunu artık görmeli, bozmak için hamle yapmalı, inisiyatif almalıdır. Mesela Diyarbakır’daki bir kardeşimizi Barzani’nin bizim kadar sevmesi, sahiplenmesi, sarıp sarmalaması akla, mantığa, tarihsel mirasa hakarettir.

Erbil’deki Kürt kökenli kardeşimiz de bizimdir, Kerkük’teki Türkmen kardeşimiz de namus ve şerefimize emanettir. Aynı tarihin anılarıyla yoğrulduk, aynı coğrafyanın imkanlarıyla doğrulduk, aynı kader çizgisinin neferleri olduk ve biz kardeşlikle söz kestik.

Ayrım yapanlar, yapmayı düşünenler kalleştir. Bölücülük yapanlar ihanet içindedir. Bilhassa Türkiye’deki sözde aydın zümrenin içinde, yazarçizer taifenin kıyısında köşesinde gönüllü Barzani hafiyelerinin varlığı çok dikkat çekicidir.

Özetle diyorlar ki; Barzani müttefikmiş, kaybedilmesi hataymış. Barzani 25 Eylül referandumunu yapmamış olsaydı liderliği tartışmaya açılacakmış. ABD'ye rest çeken Barzani bizden mi korkacakmış. Eskiden bizimdi lafı boşmuş, İstanbul da Bizansınmış.

Kerkük denilince üç maymunu oynayanların Barzani ismini duyunca yüzlerine kan gelmesi ve bu ifadeleri kullanması tam bir utanç vesikasıdır. Asıl bunların vanalarını kapatmak helali haktır. Asıl bunların nifak hatlarını dağıtmak şarttır.

İstanbul’da, Ankara’da veya bir başka vatan köşesinde oturup Erbil’de Kürdistan ayinine vekâleten ve manen katılanlar, Türkmenlerin yıllardır süren yalnızlığını, yıllardır süren acı ve feryatlarını kulak ardı edenler, emin olun insan gibi görünseler de, insanlıktan nasibini alamamış zavallılardır.

Bunların ağızlarından Kerkük Türk’tür sözünü asla işitmezseniz. Niye, çünkü söyleyemezler, söylemeye takatleri ve kalpleri elvermez.

Bunlar hayatlarında Türkmenliğin onurunu, Türklüğün şuurunu kesinlikle hissetmemişlerdir. Biz Barzani’nin acilen ıslah olmasını, yanlıştan dönmesini arzuluyoruz.

Aksi halde, Irak’ın toprak bütünlüğü bozulur, bölgesel statü alt üst olursa 1926 Ankara Antlaşması başta olmak üzere, uluslararası antlaşmalardan doğan haklarımızı sonuna kadar kullanmalıyız. O zaman geldiğinde, şartlar oluştuğunda, tarih coğrafyaya dar geldiğinde Misak-ı Milli uyanacak; 81 Düzce’den hemen sonra 82 Kerkük, 83 Musul deme hakkının önünde hiçbir güç duramayacaktır.

Kaynak: mhp.org.tr